2025 genel olarak hem Türkiye hem de Dünya olarak tepetaklak gittiğimiz bir yıl oldu. Ekonomi, savaşlar, kirli siyasi oyunlar derken kendimizi Aralık ayına gelmiş bulduk. Bir şekilde geldik ama yeni yıl heyecanının emaresi olmadan yılı kapatacakken bu sene ikincisi düzenlenen Çamlıhemşin Panayırı’na katılmak üzere yollara düştüm.

Geçtiğimiz sene hamile olmam nedeniyle fiziki olarak katılamasam da K’ai&Vrosi ürünleri ait olduğu coğrafyada, standımızda yine yerini almıştı. Fakat bu sene maaile hem yılı sevdiğim topraklarda sonlandırır hem de panayırda tanıdık ve tanımadık yüzlerle bir araya gelirim düşüncesiyle sabırsızlanıyordum.

Öncelikle bilmeyenler için buradan kısaca bahsedelim. Gözlerinizi kapatıp hayal edin.. Yeşilin bin bir tonu, bir yanda akan Fırtına deresi, insanı, tarihi köprüleri, yüzyıllık ahşap evleri ve doğasıyla korunması gereken bir hazine Çamlıhemşin. Rize’ye bağlı olan, denizden mesafesi yaklaşık 25 km olan bu yerde doğanın ötesinde başka bir güzellik var insanı saran. O güzellikle buluşmak üzere panayırda K’ai&Vrosi olarak yerimizi alıyorum.

1 hafta süren bu etkinlikte hissedilen en yoğun duygu nedir diye soracak olursanız birlik ve beraberlik diyorum. Öyle lafta kalan cinsten değil bu söylem. Sosyal medyada çokça gördüğümüz içi boşaltılan cinsten hiç değil. Çünkü bu panayır herhangi bir devlet kurumuna ait olmadan iki girişimci kadın iç mimar Gülfen Özer ve Puli Mini Otel işletmecisi Öznur Eminoğlu tarafından tasarlanıp arkasında Çamlıhemşinli onlarca güzel yürekle Şenyuva’da bulunan Moçkar House’un alanında hayata geçirildi. Fotoğraflarda gördüğünüz süsler el birliğiyle tasarlanıp, inşa edilip alana yerleştirildi. Arka planda da karlı dağlar etrafımızı sarıp sarmalayınca kendimizi adeta bir kartpostalın içinde gibi hissettim.    

Gün boyunca tulumun sesi, “beraber beraber” nidalarıyla birleşince devasa insan çemberleri saatlerce alandaydı. Havanın soğuğuna aldırmadan bir ısınma yöntemi olarak horon diye düşünmeden edemedim. Gün boyunca gülen yüzler, gün geçtikçe artan kalabalık bunun kanıtı niteliğindeydi.

Etkinlik 4 ayrı yapıdan oluşuyordu. Bir yanda Çamlıhemşinli becerikli kadınların ellerinde hayat bulan el yapımı ürünler, diğer yanda bizler gibi Karadeniz’e ait bölgeyi temsil eden ürünler, elbette lezzetli gıda köşesi -ki favorim Fındıkocağı sıcak çikolatası ve sevgili Pilunç’un ürettiği ev yapımı sucuklarıydı ve bununla birlikte gün boyu süren konserler, müzik dinletileri ile çeşitli atölyeler. İşte bu renkli ortamda deneyimleyecek, tadacak, dinleyecek çok güzellik vardı.

Yeri gelmişken panayırda yer alan markaları anmadan geçmek olmaz:

Chaynik Tea markası ve lezzetli çaylarıyla Yuchi Pirim. Yuchi'nin çaya olan aşkını önceki yazılarımızda anlatmıştık, buradan okuyabilirsiniz.

Stant komşumuz, ismiyle müstesna Trabzon’dan gelen bir marka Müstesna. El yapımı bakır ürünleriyle sevdiklerimizden

Amlakit yaylasından gelen lezzetli peynirleri, tereyağı ve yabanmersini reçeliyle Kermukereç

Fırtına vadisi girişinde tatlı dükkanı da olan, el yapımı ürünleriyle Mora Dükkan

Karadeniz’in lezzetli kokulu üzümüyle ürettiği marmelat, koruk turşusu ve üzüm suyuyla Natuva

Organik bal ve reçeliyle Bogi

Demir elma çayı ile Minon. Bu lezzetli içeceğin hikâyesini öğrenmek isteyenler bu yazıyı da okumalı!

Bu kadar özenlisini görmedim dediğim örgülerden sevgili Tülay’ın markası Kukufli

Kendi ürettikleri ballardan artanlarla ürettiği harika mumlarla Mahirab

Ve daha nice üretici, hikayesi, emeği olan insan..

K’ai&Vrosi olarak burada yer almak benim için ticaretin çok ötesinde.. Peştamalin doğduğu topraklarla, ilham aldığım, hâlâ beslendiğim kökleriyle buluşmak adeta bir teşekkür etme biçimiydi benim için. Bir hafta süren bu etkinlikte o kadar güzel insanlarla tanıştım ve sohbet ettim ki.. Bu beyaz camın arkasında okuduğumuz yorumların kanlı canlı halini dinlemek yaptığımız işi devam ettirebilme gücünü veriyor. “Aa bu markayı biliyorum, sizi tanıyorum” ile başlayan her sohbet çok kıymetli. Instagram hesabımızda bolca hikâye paylaştık ama bu video da panayırın kısa ama öz bir anlatımı oldu bizim için.

Birlikten doğan ilham dedik, kapanışı böyle yapalım. Sevgili Yuchi’nin eline geçirdiği kırmızı bir kurdeleyle peştamal kaplı kutumuzu dönüştürdüğü bu basit ama anlamlı hediye gibi..

Beraber, beraber.. oy oy hey hey!

Seneye de görüşmek dileğiyle..

Yorumlar

  • Sözün bittiği yer.seyretmek yetmiyor.Seneye Gelip göreceğiz.Başka yolu yok.Hemde kalabalık geleceğiz.

    Gün, ay, yıl


Yorum Yaz