Bir haftalık bir Mısır ziyaretinden sonra vatan topraklarına döndüm. El emeği ürünlere hassasiyeti gelişmiş bir birey olarak ayaklarım beni onlara götürdü tüm seyahat boyunca. Aklım gezemediklerimde, göremediklerimde ama bir daha gitmek için güzel bir sebep oldular benim için :)

Gittiğim şehirlerden özellikle Luksor örf ve adetlerin bizzat içinde yüzen bir şehirdi. Erkeklerin büyük bir çoğunluğu jalabiya denilen uzun kollu genellikle koyu yeşil renginde uzun elbiselerden giyiyor ve başlarında da belirli bir örtünme yöntemiyle bağlanmış bir atkı, eşarp var. Bu kıyafet aslında bir nevi üniforma gibi. Hem belirli bir kesimi ifade ediyor gibiydi hem de günlük hayatta da kullanılabilen bir ürün. Sabahtan akşama kadar bunun giyildiği düşünülürse Luksorlu erkeklerin dolabında epey az kıyafet var diyebilirim sanırım :)

Jalabiya'nın bu noktada peştemal kumaşı ile olan benzerliğine değinmesek olmaz. Bildiğiniz üzere peştemal de Karadenizli kadınların günlük hayatta, özel günlerde, bahçede kullanımıyla bilinen oldukça fonksiyonel geleneksel bir örtü. Bu yönüyle jalabiya ile ortak yapıya sahip bir ürün denebilir.

Luksor merkezden Krallar Vadisi'ne giderken birçok işletme var. Turistik bit bölge olduğu için hediyelik eşyalar çoğunlukta olsa da tekstil ürünlerinin satıldığı iki güzel dükkanın önünden geçiyorum. Bir tanesinde bizzat kadınların tezgâh başında dokuma yaptıklarını gördüm. İçerisi jalabiyah, eşarp, küçük portföy çantalar gibi çeşit çeşit ürünlerle dolu. 

 

Mısır'da el yapımı bir şeyler görmek ve hediye almak için gerçekten nokta atışı bir yerdi. Ben diğer dükkanlardaki alışıldık ürünleri gördükten sonra burayı daha fazla gezmediğime üzüldüm. Bu iki yer dışında bir de Caravanserai adında bir dükkan daha var, yine Mısır'a özgü güzel işlerin yer aldığı güzel bir dükkan. Magnetlerin uçsuz bucaksız dünyasından çıkıp gittiğimiz yeri daha çok anlatan ürünler almak isteyenler buralara göz atabilir.

Sıra Kahire'ye geldi. Benim seyahat öncesi "mutlaka gitmeliyim" deyip oraya varınca işlerin daha farklı şekilde ilerlediği durumlar olduğu için gidemediğim yerler oldu ama bu okuyucularla paylaşmaya engel değil tabii ki. İlk sırada Anut Cairo var. Mısır'a ait birden fazla kültürel değeri tek bir pota altında eritme becerisini göstermiş bir marka olarak yorumluyorum kendilerini. Özellikle ev dekorasyonu özelinde ürünleriyle ön plana çıksalar da mutfak, ev giyimi, ev aksesuarları gibi farklı kategorilerde de geniş bir ürün gamına sahipler. Mısır'ın değerlerini daha üst segmentte ve farklı alıcılarla buluşturma noktasında güzel bir yere konumlandıklarını söylemek mümkün. 

Giza yakınlarında yer alan ve kapladığı alan itibariyle de oldukça ses getiren The Grand Egyptian Museum kesinlikle müzesi bir yana ama içerisindeki mağazalarıyla da çok başka bir deneyim yaratıyor diyebiliriz. Yine el dokuması ve üzeri boncuk işlemeli kumaşların, baskı ve desenlerin olduğu kadın giyim ürünleri, sıra sıra rengarenk boncukların olduğu bileklikler gibi birçok farklı kategoride insanı içine çeken tarzda ürünlerle baş başa kalıyorsunuz <3 Bunun yanında diğer mağazalara da buradan göz gezdirebilirsiniz. Kahhal Loom mağazasının önünden geçerken içeride neler oluyor diye meraklanmamak elde değil! Kahire için son olarak bonus ikinci el ürünlerin satıldığı Diana Market olsun.

Son olarak Sharm el Sheikh'de Old Market'te özellikle bir dükkan kalpleri çalmaya hazır. Şişa/nargile içilen mekânın bir iki dükkan yanında enfes antikaların, dışı ebruli tarzda kutuların, mumlukların satıldığı çok keyifli bir dükkan var. Keşke bir kart alsaymış fotoğrafını çekseymişim. O an içeriyi görünce insan unutuyor böyle şeyleri ama dükkan sahibinin adı Fatih. Belki bu şekilde bulabilirsiniz :) 

Old Market'te bunun dışında özellikle işlemeli ve rengarenk elbiseler, jalabiya ile birlikte kullanılan farklı renklerdeki kafaya bağlanan eşarplardan, Antik Mısır figürlerine kadar bir sürü hediyelik eşya var. Biraz ötesinde Al-Sahaba Mosque Türkiye'de alışık olduğumuz camii görüntüsünden oldukça farklı inşaası ile meydanda yer alıyor.

Mısır zanaatin ister merkezde ister merkezden kilometrelerce uzakta isterse de farklı farklı şehirlerde izini kolayca sürebildiğim bir ülke oldu benim için. Tabii özellikle de ilgilendiğim için algıda seçicilik de diyebiliriz buna ama insanın gözünden kaçması da mümkün değil. Sokakta dokuma tezgâhının başına geçmiş işini yapan bir amca her gün gördüğümüz sokak manzaralarından değildir diye tahmin ediyorum.

Bir haftalık bir Mısır gezisinin ardından bunları düşünmek ve yazmak çok keyifli ama şimdi okları Türkiye'ye çevirme vakti. Geçtiğimiz senelerde İstiklal Caddesi'nde işittiğim bir diyalog neler olup bittiğini anlatır nitelikte bana kalırsa. Bir ayakkabı mağazasına gelen turistin mağaza görevlisine bulunduğu bölgede nereleri gezmesi gerektiği ve cadde üzerinde nelerin olduğu ile ilgili bir soru yönelttikten sonra çalışanın onu bilindik zincir mağazalara yönlendirmesi kadar keyif kaçıran bir sohbetti.

Eski İstanbul betimlemesini duymayan kalmamıştır. İstanbul beyefendileri ve hanımefendileri, ağızlardan düşmeyen pastanelerde orta hâlli bir buluşma sevdikleriyle, cadde boyu dizilmiş plakçılarda geçirilen zamanlar, şehrin altını üstüne getirerek adım adım karışlayan İstanbul aşıkları, Eminönü'nde balık sevdalıları...Bu şehri anlat anlat bitmez işin özü.

Eski İstanbul'dan bugüne doğru bakınca sayamayacağımız upuzun bir liste bizi bekler. Biz K'ai&Vrosi olarak Karadeniz'in geleneksel yöntemlerle dokunmuş kumaşı peştemale sahip çıkıyor, farklı dokuma kumaşlarla çalışıyor ve günlük kullanıma uygun deri çantalar tasarlıyoruz. Dükkanımızı ziyaret etmek için buraya ve bizi Instagram'dan takip etmek için buraya tıklayabilirsin.

Son olarak buradan okuyucularımıza soralım siz Türkiye'ye gelmiş birisine somut kültürel değerleri keşfetmesi için nereleri önerirdiniz? Yorumlara yazabilirsiniz.

kai ve vrosi,


Yorum Yaz