Eskiden ne çok karıştırırdık albümleri. Fotoğrafın bir yerine denk gelmiş flaş tam o noktayı görünmez hale getirmiş, albümün şeffaf dosyaları içine önlü arkalı olacak şekilde sıralamışız her şeyi. Büyükler etrafta kimin kim olduğunu çıkarmaya çalışıyor. Adı tam dilinin ucunda aslında. Biri anısını anlatmaya başlıyor, diğeri tamamlıyor. Fotoğrafların hiçbirisinde yoksun henüz, küçüksün. O fotoğraf kağıdının dokusu bile aklımda. Ama şimdi fark ediyorum ben fotoğrafçıya hiç gitmedim film rulosu çıktılarını almak için.
Şimdi "bugünün teknolojisi"nden nefret etmek için çok güzel sebeplerim var elimde. Google fotoğraflar uygulamasından bildirim geliyor her gün: "tanıdık bir yüz", "bir sene geçtiğine inanabiliyor musun?", "Kucaklaşmalar ve mırıldanmalar". Ezberledim artık bildirim metinlerini bile :) Açıp bakıyorum bazen, vay şöyle güzel günler, böyle unutulmaz anılar deyip deyip iç geçiyorum kendi kendime. Artık büyükler akrabalar eş dost geldikçe ortalığa döküp sanki bir seremoniymişçesine her birlikte bakılan albümler kalktı gitti. Benim bildirim geldikçe açıp baktığım kendi içimde yaşadığım dijital hayat başladı.
Bu albüm gerçekleri çok sıktı canımı ama Hans Peter Grumpe'nin dijital abümünü de görünce dayanamadım tabii, açıp baktım. Web sitesinde gittiği yerler, Türkiye macerasının notları ve çektiği fotoğraflar yer alıyor. Bu yazının sonunda başlık açtığım kaynakçadan bakabilirsiniz.
Grumpe ülkemize ilk defa 1978 senesinde bir arkadaşıyla birlikte gelerek İstanbul'u keşfe çıkmışlar. Her turistin yaptığı gibi Galata Kulesi, Topkapı Sarayı, Ayasofya ve diğer camiler gittikleri yerler arasında. Grumpe bu seyahati esnasında ayakkabı boyacısı, balıkçılar, bizim aslında her gün yanından geçip gittiğimiz insanların onu çok etkilediğini de not düşüyor.
İkinci ziyareti bundan on sene sonra 1988 senesinde. Bu sefer bir grupla birlikte Antalya'dan başlayıp sırasıyla Konya, Kapadokya, Kayseri, Elazığ, Diyarbakır, Urfa, Haran, Antakya, İskenderun, Adana, Tarsus, Mersin, Alanya, Side, Perge ve Antalya olarak bir rotayı kat etmişler. Haritadan bakınca Marmara, Trakya, Karadeniz bölgelerinden geçmeden en uğrak yerleri gezdiğini söyleyebiliriz.

Üçüncü gezisi Türkiye'ye doyamadığını düşünüyorum, iki sene sonra 1990 yılında. Haritada gözüktüğü üzere Ankara, Hattuşa, Samsun, Trabzon, Erzurum, Kars, Van, Diyarbakır ve Mardin üzerinden bir yıl çizilmiş. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde epey vakit geçiren Grumpe Kars'a bağlı Ermeni şehri Ani, Ararat Dağı, Van Gölü, gölün içindeki Akdamar Adası ve Hasankeyf'e yaptığı ziyaretlerle adete gezilmedik yer bırakmamış diyebiliriz. Yeşilin ve mavinin binbir tonunu masalsı güzellikle anlatan ülkemiz yine onu ziyaret edenleri hayran bırakmış!

Bu seyahatin Karadeniz kısmına bakacak olursak gezi esnasında tutulmuş herhangi bir not bulunmadığı için görsellerden yola çıkarak çıkarımlarda bulunacağız. Şimdi eski Türkiye albümünün kapağını açma zamanı geldi.





Çoğunlukla Samsun'dan Trabzon'a giderken karşılaştığı manzaraları kamerasına kaydeden Grumpe o dönemin bozulmamış, kirlenmemiş doğasıyla buluşturuyor bizi. Birinci fotoğraf Samsun Merzifon'da bir çarşı, insanlar alışverişini yapıyor. İkinci fotoğraf bir fındık tarlasından. Grumpe'nin bir okula girip etrafı çekmesi 1990'ların okul binası, sınıf düzeni, öğrenci üniforması açısından da bize net bir açı sunuyor. Tek ya da iki katlı binalar, ağaçlar ve deniz. Hepimizin gözünde tüten o basit manzara.
Gözlerimizi Sümela Manastırı arşivine çeviriyoruz şimdi de.



Şimdikilerin tabiriyle "hesap makinesi" ile çekilmiş bu fotoğraflara bakmayı özlemişim. Otlamaya götürülmüş kuzular, çocuklar, bölgeye özgü kerpiç taş evler... Bence Karadeniz hangi yılda olursa olsun güzelliği ile büyülemeye devam etti ve devam edecek. Ben 2020'lerde ilk defa gittiğimde bunca doğa tahribatı haberine rağmen çok etkilendiğimi iyi hatırlıyorum. İşte bunlar da Grumpe'nin Sümela Manastırı'na doğru giderken çektiği fotoğraflar.



Sevgili Hans Peter Grumpe 1990'lar Karadeniz'ini bize az da olsa gösterdiğin, albümünü paylaştığın için teşekkür ederiz. Senin perspektifinden o döneme bakmak bize de iyi geldi, albüm karıştırmış gibi hissettim kendimi.
K'ai&Vrosi Blog'da geçmişin, bugünün günlüğünü tutuyor, kültür sanat dünyasına katkıda bulunmaya özen gösteriyor ve kendi albümümüzü oluşturuyoruz. Bizimle olduğun için size de teşekkürler.
Sevgiler,
kai ve vrosi
Kaynakça