Bugünden, 1938'den 88 sene sonra yazıyorum. Geçtiğimiz günlerde Sümerbank Merinos Yünlü Sanayi Müessesesi'nin açılış yıl dönümüydü. Bu yıl dönümü vesilesiyle Merinos Fabrikası'nda çalışmış, kendini ve çocuklarını yetiştirme şansını bulmuş güzel insanlar da buluşuyor. Onların da 16. kez buluşması oldu o gün. Bordo örtülü yuvarlak masa ve bordo sandalye etrafında fabrikanın ilk açıldığı gün verilen yemek ayran... Benim açıkçası çok özlediğim mahalle türünde düğün kutlamalarından adeta!
2 Şubat 2026'da toplandığımız bu günde Fabrika'nın başka bir alanı yeni ziyarete açılmıştı. Eskiye dönük gazete küpürlerinin, fotoğrafların dijitale aktarıldığı dokunmatik makinalar, kocaman bir araziye yayılmış Merinos Fabrikası'nın maketi, cam fanus içinde sergilenen yünler, rengarenk ipler, kumaş kartelaları, vitrinde Sümerbank kumaşlarıyla yapılmış hazır giyim ürünleri, dokuma fabrikalarının nostaljik siyah beyaz fotoğrafları duvara adeta bir albüm gibi işlenmiş. Merinoslular da buluşmalarından sonra müzenin bu kısmının açılışına gelmişler ve insanlarla konuşuyorlar, anlatıyorlar.


Ben müzeyi Hafıza Bursa'dan Kerim ile birlikte gezdim. Bir ara maketin etrafında Merinos Parkı'ndaki hangi binanın geçmişte nasıl kullanıldığını çözmeye çalıştık ve çalışanlardan birisi gelip bize anlattı 🫶🏻 Bunu bizzat yaşamış birisinin ağzından dinlemek çok keyifliydi. Sonra çalışma arkadaşları geldi ve selamlaştılar. Bence o günün şahitlik ettiğim en güzel anı buydu. Bir grup eski çalışma arkadaşının müzede oluşturulmuş ortam üzerinden birbirlerine attıkları.

Bunları yazarken onların gözünden bakmaya çalışıyorum şimdi. Serginin adı "Geleceği Dokuyan Fabrika: Merinos" gerçekten her yanı parça parça olmuş bu dokuma kompleksini yansıtıyor mu gerçekten? Kompleksin bünyesindeki her bir bina anlamını kaybetmiş ya restorana ya kafeye dönüşmüş ya da yıkılmış. Merinos Fabrikası 2004 yılında kapandıysa ne açıdan geleceği dokuduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum.

Cumhuriyet Dönemi'nde ülkeyi kalkındırma, "yerli malı, yurdun malı" sloganlarıyla üretime başlayan her bir fabrikanın o döneme nasıl bir can suyu olduğunu düşünürken gelen özelleşmelerle sadece üretimi değil, aynı zamanda üretme, çalışma, birlik olma kültürünü de kaybettiğimiz apaçık ortada diye düşünüyorum. Özellikle Sümerbank kapsamında çalışanlar sadece çalışmaktan bahsetmiyor, o ortamın onları sporda, eğlencede, dostlukta, yemede içmede, eğlencede nasıl bir araya getirdiğini de gösteriyor.
Müzeler, sergiler geçmişi görmek anlamak, bu doğrultuda geleceği tasarlamak çerçevesinde başka önem arz etse de neyi kaybettiğimizin ve neyin geri getiremeyeceğimizin de bir göstergesi gibi geliyor bana. Buranın haberi yapılırken "kentin sanayi hafızasına bir yolculuk" ifadesi dikkatimi çekmişti. Hafıza bir şekilde dijital, yazılı, sözlü bir şekilde kaydediliyor, arşive alınıyor. Arşiv hep büyüyor, bu yazı da arşive bir katkı aslında ama asıl önemli olan o hafızaya yapılan yolculuk değil de o anmış gibi geliyor. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım asla geri getiremeyeceğimiz o an.
Bizim de K'ai&Vrosi'de kendi kompleksimiz var. Türkiye'nin kuzeyinden güneyine doğusundan batısına farklı materyallerde üretim yapan üreticiler, akademisyenler, satış noktalarımızla ve kullanıcılarımızla birlikte büyük ama küçük bir kompleksiz. Dokuma tezgâhlarının sesi olmaya devam ediyoruz.
kai ve vrosi,